CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu can bu tende kaldıkça; hakkı, hukuku ve adaleti herkes için savunacağız, herkes için. Teşekkür ederim, hep beraber mücadelemizi yapacağız. Buraya, Genel Merkez'e gelirken, İzmir'den genel merkeze gelirken bir otobüsümüz hafif bir kaza geçirmiş ama herhangi bir sorun yok. Onlara geçmiş olsun dileklerimi göndermek zorundayım" dedi. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Sevgili kardeşlerim, televizyonları başında bizi dinleyen saygıdeğer yurttaşlarım; mücadelesi dağlar kadar büyük, yürekleri denizler kadar berrak yol arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi'nin vefakâr kahramanları, kadın kolları, gençlik kolları, onurlu parti örgütümüz ve bu aziz vatanın asıl sahibi asil evlatları; sizlere sesleniyorum. Evinizdeki o sıcaklığa, adalet meydanına, baba ocağına hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Bugün burada, bu binanın önünde sizlere bakarken sadece bir genel merkez görmüyorum. Ben kardeşlerime, yoldaşlarıma ve evlatlarıma bakarken, ben sizlere bakarken; Adalet Yürüyüşünde birlikte attığımız her adımda toprağa düşen helal alın terini görüyorum. Ben hak, hukuk, adalet mücadelesinde vatanperver Cumhuriyet Halk Partilileri görüyorum. Ben sizlere bakarken yoksulun, emekçinin, yetimin hak mücadelesi için çarpan binlerce yüreği görüyorum. Sevgili dostlarım sizlerle omuz omuza, helalleşerek, kucaklaşarak -ülkenin geleceği, geleceği için buradasınız- beraber mücadele edeceğiz. Hoş geldiniz, tekrar söylüyorum, sağ olun, var olun.
Burası hepimizin, halkın yuvasıdır. Partimizin vefakâr evlatları, bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyorum. Çünkü yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Yalnızca kimin genel başkan olacağı meselesi de değildir. Bu mesele Türkiye'de siyasetin ahlakla mı, parayla mı, hukukla mı, operasyonla mı, millet iradesiyle mi, aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir. Ben bugün çok açık konuşacağım. İfade edeyim, ben bugün çok açık konuşacağım.
Açık konuşacağım ama öfkeyle değil, sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden, kimseye haksızlık etmeden. Çünkü bizim geleneğimiz budur. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Bizim kitabımızda intikam yoktur. Bizim kitabımızda iftira yoktur. Bizim kitabımızda kin yoktur. Bizim kitabımızda mertçe helalleşme vardır, hesaplaşma vardır ama bu hesaplaşma kişisel değil ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır, arınma. Ama bu arınma tasfiye değil, yeniden bir doğuştur.
Biliyorsunuz 38. Kurultay'da bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün dedik ki; başımızın üstüne, Cumhuriyet Halk Partisi'nde demokrasi esastır dedik ve çekildik. Maalesef gördük ki kardeşlerim durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O gün yaşananlar, o günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir: Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bunu herkesin hafızasının bir yerinde tutması lazım. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır ve derin bir yara alır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye'de demokrasi vadetmesi de imkânsız hale gelir.
Soruyorum size. Biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti?
Şimdi bana soruyorlar, ne yapacaksın? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım, hesap; herkes bunu bilsin. Sonra kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partililerimiz, partimizin güvenli limanını işaret ve inşa edecek, o güvenli limana hep beraber gideceğiz, doğru düzgün bir limana gideceğiz. Ben değil kardeşlerim, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz ve o sandıktan kim çıkarsa partinin meşru, hukuki lideri olacaktır, başımızın tacı olacaktır. Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz. Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatı boyunca hem bürokratik yaşamımda hem de siyasi yaşamımda sadece ve sadece vatana, millete hizmet etmiş bir kardeşinizim. Hesap uzmanlığından, hesap uzmanlığından genel müdürlüğe, milletvekilliğinden genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Tek bir kuruş boğazımdan aşağı haram lokma inmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim. Bundan sonra da açıkça söylüyorum yedirmeyeceğim, yedirmeyeceğim. Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğiz.
Benim hayatım ortada. Bir ömür boyunca vicdandan, ahlaktan ve dürüstlükten zerre kadar ayrılmadım.
Şimdi beni iyi dinleyin. Tüm dünya dinlesin. Altını çizerek ve haykırarak söylüyorum; FETÖ terör örgütü başta olmak üzere hiçbir terör örgütüyle ve hiçbir yurt dışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı, en ufak teması olmamış, alnı ak başı dik bir adam duruyor karşınızda. Sizi utandıracak hiçbir işin içinde olmamış bir kardeşiniz olarak söylüyorum; benim tek bağım bu aziz milletledir, benim tek odağım vatandır ve Türkiye'dir. Unutmayın bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmıştır. Tarih önünde de hep ellerinde kalacaktır.
Değerli yol arkadaşlarım; ben 78 yaşındayım, koca bir ömür ve bugün 78 yaşında ama bir derdi olan ama derdini anlatmaktan asla vazgeçmeyen aziz Türk milletine tarih önündeki millet yürüyüşünü sizlerle yapan bir kişi olarak karşınızdayım. Bu yürüyüş benim yürüyüşüm değil. Bu yürüyüş adaletin, dürüstlüğün, temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın, çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş, bu asırlık çınarı kuruluş kodlarına, o tertemiz ahlaki zemine geri oturtma yürüyüşüdür.
Duydum kardeşlerim, duydum. Birilerinin siparişleriyle, birilerinin fermanıyla atılan o kirli sloganları duydum. Bana, 78 yıllık ömrünü bu vatana adamış, bu adama 'hain.2 diye bağıranları duydum. Onlara, o sloganlara attıran kirli zihniyete tarih önünde sesleniyorum. Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi kılıçtan ince, kıldan ince, kılıçtan keskindir.
Tarih bilmeyenler dinlesin; büyük önderimiz, ebedi genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun'a çıkarken boynunda idam fermanı, isminin üstünde de hain ilanı vardı. Şimdi yapmayın dediğimiz halde normalleşenlerin, sarayın karşısında el pençe divan duranların, bugün FETÖ artıklarıyla bir olup milletimizi kışkırtarak bizlere hain damgası vurma çabaları nafiledir. Bu çaba bizi yolumuzdan döndüremez. Bu çaba sadece ve sadece kendi acizliklerinin, kendi korkularının tecellisidir.
Şimdi müsaade edin. Ömrünün en zor yürüyüşünü yapan bu kardeşiniz, bu yaşlı adam sizinle tam bu noktada tarih önünde açıkça helalleşsin. Benim bu millete, bu aziz millete, bu cefakâr örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe, biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım dileyen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum. Sizin o nasırlı ellerinize helal lokmalarınızdan artırarak bu partiye verdiğiniz emekleri, kendi kurdukları o haram sofralarına meze yapanları, o hortumları zamanında kesmediğim için sizlerden özür diliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların, Mustafa Kemal'in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum. Halkın belediyesinde, yetimin hakkına göz dikip rüşvete, talana bulaşan o rüşvetçi belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için sizlerden, örgütümden ve tarihi önünde Hakk deryasından özür diliyorum. Benim temiz niyetimi, bu ülkeye olan sevdamı sırtımdan hançerlenmek için kullananları göremedim. Hakkınızı helal edin ve beni affedin.
Değerli dostlarım, değerli yoldaşlarım. İki yıldır çıkıp kürsülerden ne dediler? 2 yıl boyunca bu yönetim her sıkıştığında neyin arkasına sığındı? 'Baba ocağı' dediler, değil mi? Ağızlarından bir kutsal kavramı hiç düşürmediler. Şimdi o iki yıllık büyük yalanlarla yüzleşmek için, tam da bu binanın önünde sizlere açık açık söylüyorum, cevap verin bana. Sizin o her fırsatta dilinize doladığınız baba ocağında rüşvet olur mu? Uşak Belediyesi'nde rüşvete, talana göz yummak, yetimin hakkını peşkeş çekmek baba ocağının kitabında yazar mı? Size soruyorum değerli kardeşlerim, baba ocağında market poşetlerinin içinde haram paralar olur mu? Baba ocağında kutuların içinde rüşvet verilir mi? Baba ocağında FETÖ'cü hesapların talimatlarıyla kumpaslar kurulur mu? Baba ocağı; helaldir, temizdir, haktır ve haktır. Baba ocağımız vatandır. Biz, bu baba ocağının sahipleriyiz. Baba ocağının sofrasında asla ve asla haram lokma olmaz, her şey helaldir çünkü baba ocağıdır. Baba ocağında oturanlar, Gazi Meclisin çatısı altında rüşvet poşeti iddiaları karşısında sessiz kalamaz. Bu lekeyi Gazi Meclisimize ve Cumhuriyet Halk Partimize düşürenlerle nasıl yol yürüyeceğiz; biz değil, siz karar vereceksiniz.
'Kapatma olursa yedek parti hazır' diyenler şunu çok iyi bilsinler. Cumhuriyet Halk Partisi devlete istikamet çizen bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi; ahlakın, erdemin, ülkesine ve vatandaşına hizmet etmeyi şiar edinenlerin, demokrasiyi savunanların partisidir. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili çift ajandalı değildir. Bu parti, mandacılara karşı 'ya istiklal ya ölüm' diyenlerin partisidir.
Dostlarım, kardeşlerim, evlatlarım; arınacağız. Rüşvetçiler ve hırsızlardan arınacağız. Önce Cumhuriyet Halk Partisi sonra Türkiye arınacak. Biz kendi evimizi hukukla, ahlakla temizlerken; bir an bile asıl görevimiz olan bu milletin dertlerini unutmayacağız. Çünkü bu ülkenin mutfağında yangın var. Emeklimiz pazar artıklarıyla geçiniyor, işçimiz alın terinin karşılığını alamıyor, gençlerimiz geleceğini yurt dışında arıyor; Türkiye yangın yeri. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın, biz bu karanlığı yırtıp atacağız.
Buradan, bu tarihi meydandan; bu ülkeye demokrasiyi getirmek için omuz omuza yürüdüğümüz ve bundan sonra da adalet yolunda beraber yürüyeceğimiz milyonlara selam olsun. Hepiniz aynı selamı gittiğiniz yerlerde söyleyin. Bizim halkımızla kurduğumuz o dostluk köprüleri, o demokrasi birliği bu ülkenin çimentosudur. Selam olsun Türkiye'nin asıl sahiplerine. Seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü bacılarımıza selam olsun. Apartman görevlisi kardeşlerime, kâğıt toplayıcısı yoldaşlarıma, umudumuz olan kadınlarımıza, emeklilerimize ve tüm emekçilere selam olsun. 418 milyar dolar kavgamıza, güçlendirilmiş parlamenter sistem mücadelemize bin selam olsun, bin selam olsun aydınlık geleceğimize.
Kardeşlerim, şimdi beni iyi dinleyin. Beni, beni iyi dinleyin. Sarayı dalkavukları da dinlesin, baronlar da dinlesin. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını sömüren beşli çetelerde dinlesin. Sokaklarımızı zehirleyen uyuşturucu baronları da dinlesin. Halkın tepesine çöken mafya artıkları da dinlesin. Kemal Kılıçdaroğlu hayatta olduğu müddetçe, bu can bu bedende kaldığı müddetçe size asla ve asla geçit vermeyeceğiz. O çaldığınız milyar dolarları, bu milletin kasasına geri getireceğim. Korkmuyorum. Sizden korkmayacağız. Ben bu kavgayı yeniden başlatıyorum. Yanımda mısınız?
İçerideki bu haramzadeleri maşa gibi kullanarak Türkiye'yi sömüren uluslararası tefeciler ve Türkiye düşmanları siz de iyi dinleyin. Herkes şunu çok iyi bilsin; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu iradesi Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Bu iradenin sarsılmaz ve sönmez ruhu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Biz bugün burada o kurucu iradeye, canımız pahasına sahip çıkıyor, o ebedi ruhu göğsümüzde, içimizde şerefle, gururla taşıyoruz. Bugün ülkemizin etrafı bir ateş çemberiyle sarılmışken Mustafa Kemal'in koltuğundan, dünyaya, yedi düvele sesleniyoruz. Devletimizin üniter yapısı ve milletimizin sarsılmaz bütünlüğü Kurtuluş Savaşı'nda nasıl çelikten bir yumruk olup tepenize indiyse bugün de aynı inançla karşınızdayız. Kimse heveslenmesin. Doğu Akdeniz'de, kuzeyde, güneyde, Batı Trakya'da, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ve kanımızı akıttığımız, şehit verdiğimiz bütün topraklarda devletimizin ve milletimizin çıkarları partimizin sarsılmaz, tavizsiz tüzüğüdür. Biz gönül bağı kurduğumuz, kardeşler sofrasında buluştuğumuz o mazlum milletlerle birlikte bu coğrafyada emperyalizme asla ve asla geçit vermeyeceğiz.
Türkiye'nin kardeşlik projesini koltuklarımızı korunmanın pazarlığını yapmak için değil ülkemize ve halkımıza olan borcumuzu yerine getirmek için destekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi dimdik ayaktadır, yıkılmayacaktır, dağılmayacaktır. Ve buradan 2023 yılında bu ülkeye demokrasiyi, adaleti getirmek için omuz omuza verdiğimiz bütün ittifak partilerine, o ittifakın yürekli liderlerine ve daha da önemlisi Halil İbrahim soframıza icabet etmiş, gönül vermiş on milyonlarca vatan evladına selam olsun, bin selam olsun. Bizim kurduğumuz o helalleşme ve demokrasi köprüsü bu ülkenin teminatıdır. 10 milyonların iradesini kimsenin çiğnemesine izin vermeyeceğiz. Biz sadece geçmişi temizlemeyeceğiz, biz geleceği de inşa edeceğiz. Bu ülkenin tüm namuslu evlatlarını bir araya getireceğiz. Adaletin, ahlakın ve dürüstlüğün sarsılmaz kalesi olarak bu anlayışı hep birlikte yeniden inşa edeceğiz. Geçmişte söyledik, şimdi de söylüyoruz; hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek, hiçbir genç geleceğinden korkmayacak. Ayağa kalk Cumhuriyet Halk Partisi, ayağa kalk milletim; umutsuzluğu çöpe atın, güneşli günler çok yakın!
Arkadaşımız diyor ki; 'bu halk buraya emekli parasıyla geldi', bu bir sevdadır, bu bir yurtseverliktir, bu Cumhuriyet Halk Partisi'ne olan inançtır, temiz siyasete olan inanç ve güvendir, bunu biliyoruz.
Korkmayın kardeşlerim; masum belediye başkanlarımızı kurtaracağız ama kirliye bulaşana da göz yummayacağız. Masum belediye başkanlarımız için mücadeleye başlıyoruz; yolumuz aydınlık olsun, yolumuz adalet olsun. Hak, hukuk, adalet mücadelesinde durmak yok, yorulmak yok. Bu iktidar yürüyüşünde durmadan, yorulmadan benimle yürüyeceğinize söz veriyor musunuz?
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun, sağ olun."
Kaynak : PERRE
Admin
Yönetici















