DİSK-AR, TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı işsizlik verilerinin işgücü piyasasındaki gerçek tabloyu yansıtmakta yetersiz kaldığını savunurken, iş bulma umudunu kaybedenler, eksik istihdam edilenler ve çalışmaya hazır olduğu halde iş bulamayanların da dahil edildiği geniş tanımlı işsizlik oranının son yılların en yüksek seviyelerinden birine ulaştığına dikkat çekti.
'Dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki fark büyüyor'
Raporda, TÜİK'in açıkladığı mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranının Nisan 2026 itibarıyla yüzde 8,2 olduğu hatırlatılırken, geniş tanımlı işsizlik oranının ise yüzde 30,1 olarak gerçekleştiği belirtildi.
Buna göre iki hesaplama yöntemi arasındaki fark 21,9 puana ulaştı.
TÜİK verilerine göre işsiz sayısı 2 milyon 868 bin kişi olarak açıklanırken, DİSK-AR'ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 188 bine yükseldi.
Raporda, dar tanımlı işsizlik ile geniş tanımlı işsizlik arasındaki farkın son yıllarda giderek açıldığına dikkat çekildi.
'İki yılda 1,9 milyon artış'
DİSK-AR verilerine göre Nisan 2024'te 10 milyon 241 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı, Nisan 2025'te 12 milyon 599 bine çıktı. Nisan 2026 itibarıyla ise geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 188 kişi olarak hesaplandı.
Böylece son iki yılda geniş tanımlı işsiz sayısındaki artış yaklaşık 1 milyon 947 bin kişi oldu.
Aynı dönemde dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8,6'dan yüzde 8,2'ye gerilerken, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 26'dan yüzde 30,1'e yükseldi.
Raporda, işsizlikteki asıl artışın dar tanımlı işsizler dışında kalan kesimlerde yaşandığı vurgulandı.

'3,9 milyon kişi daha fazla çalışmak istiyor'
Raporda dikkat çekilen başlıklardan biri de zamana bağlı eksik istihdam oldu.
Haftalık 40 saatin altında çalışmasına rağmen daha fazla çalışmaya hazır ve istekli olan kişileri kapsayan zamana bağlı eksik istihdam kapsamındaki kişi sayısının son iki yılda önemli ölçüde arttığı belirtildi.
Buna göre Nisan 2024'te 3,3 milyon olan zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısı Nisan 2026'da 3,9 milyona yükseldi.
DİSK-AR, yaklaşık 587 bin kişilik artışın özellikle geçim sıkıntısı ve gelir kaybının bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
'5,4 milyon kişi çalışmak istiyor ama iş bulamıyor'
Raporda yer alan bir diğer dikkat çekici veri ise "potansiyel işgücü" olarak tanımlanan kesime ilişkin oldu.
Çalışmaya hazır olduğu halde çeşitli nedenlerle iş aramayan veya iş bulma umudunu kaybettiği için işgücü piyasasının dışında kalan kişileri kapsayan potansiyel işgücü sayısının son iki yılda 3,9 milyondan 5,4 milyona yükseldiği belirtildi.
DİSK-AR, bu verinin iş bulma umudunu kaybedenlerin sayısındaki artışı ortaya koyduğunu savundu.
'İstihdamdaki düşüş dikkat çekti'
TÜİK'in açıkladığı Nisan 2026 verilerine göre istihdam edilen kişi sayısı da bir önceki aya göre 356 bin kişi azalarak 32 milyon 166 bine geriledi.
İstihdam oranı yüzde 48,1 olarak hesaplanırken, işgücüne katılım oranı da yüzde 52,4'e düştü.
Özellikle kadınlarda işgücüne katılım ve istihdam oranlarının erkeklere göre belirgin şekilde düşük seyretmeye devam ettiği görüldü.
'Her üç kişiden biri işsiz veya atıl işgücü kapsamında'
Raporda yer alan değerlendirmede, Türkiye'de işgücü piyasasının yalnızca dar tanımlı işsizlik oranlarıyla değerlendirilmesinin yanıltıcı sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.
DİSK-AR, işsizler, eksik istihdam edilenler ve çalışmaya hazır olduğu halde iş bulamayanların birlikte değerlendirildiği geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 30,1'e ulaşmasının, çalışma çağındaki nüfusun yaklaşık üçte birinin işsizlik veya atıl işgücü sorunu yaşadığına işaret ettiğini savundu. Raporda, işgücü piyasasındaki gelişmelerin daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için geniş tanımlı işsizlik göstergelerinin dikkate alınması gerektiği görüşüne yer verildi.
Rapora buradan ulaşılabilir....
Kaynak : PERRE
Admin
Yönetici



















